Lemaat


Meşkten ve karanfilden duyduğun her kokuyu
Onun sünbül gibi olan zülfünün tarağından duyarsın.
Gül için bülbülün nağmesini işittiğin vakitte
-Her ne kadar o nağmeyi sen bülbülden işitir isen de-
Hakîkatte onu gül söylemiş olur.


.....
Ben hem aşkım ve hem âşıkım ve hem de ma’şûkum.
Hem âyineyim hem cemâlim ve hem de temâşa-gerem.


....

Aşk bir âteştir, ki gönle düştüğü vakit, gönülde her ne bulursa hepsini yakar. Bir hadde kadar, ki ma’şûkun sûretini dahi gönülden mahv eder. Mecnûn galiba bu suziş içinde idi ki “Leylâ geldi.” dedikleri vakit, “Ben Leylâ’yım.” deyip başını girîbân-ı ferâgate çekti.

Leylâ “Başını yukarı kaldır, ki senin mahbûb ve matlûbun olan Leylâ benim (آخر بنگر كه از كه ميمانى باز) ya’nî nihâyet bir nazar eyle ki, kimden i’râz ediyorsun?” dedi. [57] Mecnûn cevâben dedi: “Benden uzak ol, ki senin muhabbetin beni senden fâriğ kıldı.”

....

Vakit oldu ki senin dîdârın ile şâd olurdum
Şimdi ise senin aşkından pervâm yoktur.



İsterim ki beni aşkın ile öyle meşgûl edesin ki
Senin aşkından ziyâde seninle meşgûl olmayayım.


Putperesti olmayan puta ne ziyân vardır?

....

Hürriyet ile aşk bir yere gelmeyeceğinden
Bende ( köle)  oldum ve bir yandan isteği terk eyledim.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !